• Kahvaltı ile Çocuklar Okulda Daha Başarılı

    Bugün kahvaltınızı yaptınız mı? Eğer kahvaltıyı zaman zaman atlıyor, çocuklarınıza da kahvaltı alışkanlığı kazandırmakta zorlanıyorsanız, bugün kahvaltının nasıl olması gerektiğini ve faydalarını paylaşacağım.

    Güne nasıl başlarsanız öyle gider. Güzel bir kahvaltıyla başlayın ki güzel gitsin. Sağlık Bakanlığının bir araştırmasına gore Türkiye'de çocukların 1/3 ü kahvaltıyı atlıyor. Biz yetişkinlerde de durum çok iyi değil. Kahvaltı yapanlar da her zaman istediğimiz kalitede bir kahvaltı tüketmiyor. Kahvaltı çoğu zaman simit, poğaça ya da tostla geçiştirilebiliyor.
    Halbuki akşam son yemeğimizden sonra ortalama 12-16 saatlik bir açlık yaşıyoruz. Bu sure boyunca nasıl olsa uyuyoruz, enerji sarfetmiyoruz diye düşünsek de kalbimiz atmaya devam ediyor, böbreklerimiz çalışıyor, bütün organlarımız faaliyet halinde ve biz sandığımızdan çok daha fazla enerji harcıyoruz. Sabah uyandığımızda da midemiz gibi bütün enerji depolarımız da boşalmış oluyor. Durum böyle olunca dersleri dinlemek, dinlemenin ötesinde anlamak ve öğrenmek de çok mümkün değil. Kahvaltı yapan çocuklar dersleri daha kolay anlıyor ve daha iyi öğreniyor. Bu da okul başarısını tabii ki olumlu yönde etkiliyor. Özellikle okul çağındaki çocukların okul başarısı için kahvaltı çok önemli.
    Yapılan araştırmalar kahvaltının:
    • Öğrenmeyi kolaylaştırmaya
    • Dikkat, verimlilik ve fiziksel dayanıklılığı arttırmaya,
    • Sağlıklı kilonun korunmasına yardımcı olduğunu gösteriyor.

    Kahvaltı eden çocukların karmaşık problemleri daha kolay çözdükleri, daha neşeli oldukları, daha seyrek hastalandıkları ve okula devam oranlarının yüksek olduğu görülüyor. Kahvaltı etmeden okula gitmek, okul başarısını da düşürüyor.Düzenli kahvaltı etmeye başlayan çocukların daha dikkatli ders dinlediği, matematikte daha yüksek notlar aldığı ve daha az psikolojik problemler ve davranış bozuklukları gösterdikleri saptanmış. Sağlıklı yaşamak için günlük enerji ve besin ihtiyacınızın yaklaşık dörtte birini kahvaltıda almalıyız. Özellikle çocuklar kahvaltıyı kesinlikle atlamamalı çünkü vitamin ve mineral ihtiyacımızın önemli bir bölümünü kahvaltıda alıyoruz. 

    İşte bu yüzden bu depoları mutlaka her gün doldurmamız gerekiyor, üstelik güne başlarbaşlamaz. Kahvaltının sıklığı kadar, kalitesi de çok önemli. Her gün yapılan besleyici bir kahvaltı obezite riskini azaltıyor ve kronik hastalıklardan korunmaya yardımcı oluyor. Her gün kahvaltı yapmak doygunluğumuzu arttıyor, böylece gün içerisinde abur cuburlardan uzak kalmak da kolaylaşıyor.

    Kahvaltıda çok sıklıkla tüketmememiz gereken bazı besinler var. Sosis, salam, sucuk gibi besinleri sadece pazar kahvaltılarında tutmakta fayda var. Çok yağlı besinler, rafine tahıllar, beyaz ekmek ve çok tuzlu peynirler yerine daha fazla tam tahıl, meyve ya da domates, salatalık, biber gibi bizi iyi hissettirecek besinler ve az yağlı süt ve peynir tercih edebiliriz.

    Peki vakit darlığında nasıl bir kahvaltı tercih edilebilir? Hem çocuklar okula giderken büyük bir telaş yaşanıyor, hem işe giderken. 

    Eğer acelemiz varsa tam tahıllı bir ekmeğin arasına az tuzlu ve yağlı peynir, maydanoz, biber, domates ekleyerek bir tost ya da sandviç hazırlayabiliriz. Yanına da az yağlı süt ya da ayran eklenebilir. Bunu akşamdan da hazırlamak mümkün , böylece hemen yanımıza alarak ya da çocuğumuza vererek besleyici bir öğün yaratmış oluruz.  Fakat özellikle çocuklar bazen yanlarında sandviç götürmek istemezler. Zaten çocukların kahvaltı yapmasının önündeki iki etken zaman darlığı ve hoşlandıkları seçeneklerin azlığıdır. O zaman evden çıkmadan hızlıca vitamin, mineral ve tam tahıl içeren kahvaltılık gevreğe süt ekleyerek kaliteli bir kahvaltı içeriği sunabilirsiniz ya da pratik bir kahvaltının yanında vitamin ve mineralli kakao tozu ile zenginleştirilmiş bir bardak süt ekleyerek, suttee bulunan vitamin ve minerallere ek olarak günlüğk ihtiyaçlarını çok daha kolay tamamlamasına destek olabilirsiniz.
    Yapılan araştırmalar kahvaltılık gevrek tüketenlerin günlük vitamin ve mineral ihtiyaçlarını daha rahat karşıladıklarını, tahıllar, meyve ve süt için belirlenen tüketim önerilerini daha rahat uyguladıklarını, günlük elzem besin öğesi ihtiyaçlarını karşılamaya daha yatkın olduklarını gösteriyor. 

    4 yaşından itibaren yapılmış çalışmalara göre kahvaltılık gevrek tüketen çocukların fazla kilolu olma sıklığı daha az. Aslında tüm cinsiyet ve yaş gruplarında sık sık kahvaltılık gevrek tüketenler tüm hayat boyu daha düşük obezite riski taşıyor.Kahvaltılık gevreği daha sık tüketen yetişkinler ve çocukların, daha az tüketenlere göre BKI daha düşük, yani boya göre kiloları normal ya da normale daha yakın. Belki de en önemli faydalarından biri ise; kahvaltılık gevrek tüketenler kahvaltı etmeye daha yatkın. Kahvaltı yapmayı ihmal etmeyin. Siz yapmazsanız çocuğunuzdan da bekleyemezsiniz. Güne güzel başlayın ki güzel geçsin...

  • Okula Mutlu Dönüş

    Açık hava, deniz, güneş, oyun ve özgürlük dolu yaz tatilinin ardından okullar açılıyor. Okulun başlaması çoğu çocuk ve ebeveyn için doğal olarak bir stres sebebidir. Okul hepimiz için daha fazla disiplin, kural ve kısıtlama anlamına gelir. Oysaki okul aynı zamanda daha fazla öğrenme, sosyal etkileşim ve gelişim fırsatı demektir. Öyleyse ebeveynler olarak hem kendimizi hem de çocuklarımızı okula en iyi şekilde hazırlamalı ve bu uzun maratonu başarılı ve keyifli şekilde tamamlamak için iyi bir başlangıç yapmalıyız.

    Okul Stresini Yenmek İçin Aileye Düşen Görevler

    • Önce Kendiniz Okul Stresini Yenin:
    Okulların açılacak olması çoğu zaman çocuklardan çok ebeveynleri strese sokar. Yoğun bir telaş için okul alışverişini bitirmeye çalışmak, yaz ödevlerini kaygılı şekilde sorgulamak ve çocuğu bitirmesi için zorlamak, okulda başarılı olması gerektiği yönünde çocukla konuşmalar yapmak okul açılışına yakın sık karşılaşılan ebeveyn davranışlarıdır. Çoğu ebeveyn farkında olmadan hissettiği bu okul stresini çocuğuna yansıtır. Çocuklar ebeveynin bakış açısı ve davranış şekline karşı fazlasıyla duyarlıdır. Oysaki bu zorlu kısımları okul yaşamının doğal bir parçası ve bir gelişim fırsatı olarak değerlendirebilirseniz çocuğunuz da sizi örnek alacak ve okula dönüş konusunda çok daha olumlu olacaktır.

    Çocuğunuzla Duygusal Paylaşımda Bulunun:
    Çocuğunuzun okula dönüşle ilgili hissettiği stresi aşmasına en iyi siz yardımcı olabilirsiniz. Pek çok çocukta uyku bölünmeleri, karın ve baş ağrıları, iştahta azalma ya da artma, dikkat ve odaklanma becerilerinde düşüklük okul stresinin en net gösterileridir. Bu belirtiler okul başlamadan önce ya da okul açılışının takip eden haftalar içinde görülebilir. Çocuğunuzla, okula dönüşle ilgili yaşadığı stres konusunda açıkça konuşmaya çalışabilirsiniz. Konuşma sırasında çocuğunuza sunacağınız çözüm yolları ve ona verdiğiniz "ben yanındayım" mesajı stresin büyük oranda azalmasına yardımcı olacaktır. Eğer çocuğunuzun okul kaygısı aşırı boyutlara varıyorsa gecikmeden profesyonel destek almayı da düşünmelisiniz. 

    Ödevler stresini dengeleyin:
    Okulun stres verici yanlarından en önemlisi başarı beklentisi ve bunun getirdiği yoğun ödevler listesidir. Ödevler ve çocuğun kişisel ihtiyaçları arasındaki denge noktasını yakalamak için "önce dinlenme - sonra ödev " diyerek çocuklarınızı yönlendirmenizi tavsiye ederiz. Okul ve öğretmenlerin yaklaşımını desteklercesine çocuğunuza ödevlerini her zaman bitirmesi gerektiği mesajını veriyor olmalısınız. Eğer bunu yapmaz hatta öğretmenlerin yüksek beklentisini eleştiren bir tavır içine girerseniz çocuğunuz çalışma motivasyonunu kaybeder. Ancak ödevlerin tamamlanması beklentinizi baskıcı şekilde çocuğunuz eve gelir gelmez uygulamaya çalışırsanız, olumlu bir noktaya varmanız zordur. Yorgun bir zihin ödevlere ne odaklanabilir ne de etkin bir öğrenme gerçekleştirir. Yapmanız gereken, çocuğunuzu eve gelip biraz dinlendikten sonra ödevlerini yapmaya yönlendirmektir. Dinlenmiş bir zihin ödevlere daha iyi odaklanacak ve daha çabuk bitirecektir. 

    Oyunun Önemini Hatırlayın:
    Sadece ödevlerden ibaret bir yaşam, çocuğunuzun bilgi dolu olmasını sağlayabilir ama mutlu ve üretken bir birey olmasını kesinlikle garantilemez. Mutluluk, üretkenlik, yaratıcılık gibi kişisel özellikler çok yönlü bir yaşam içerisinde mümkündür. Oyunla öğrenme, okuyarak öğrenmekten genelde çok daha etkin ve kalıcıdır. O sebeple akademik öğrenmenin beraberinde oyun da çocukların günlük yaşamında mutlaka yer almalıdır. Çocukların okulda arkadaşlarıyla nelerden bahsettiğinin farkında olmak ve oyun aktivitelerini bu başlıklar etrafında şekillendirmek çok faydalı olur. Ayrıca, sevdiği bir oyun karakterine ait kalem, defter, çanta gibi okul malzemelerine sahip olmak çocukları motive edebilir. 

    Okul Başarısı ve Uyumu İçin Beslenmeye Önem Verin
    Yapılan pek çok araştırma sağlıklı beslenmenin okul performansıyla yakından ilişkili olduğunu göstermiştir. Özellikle, kahvaltı çocukların günlük performansını etkileyen en önemli öğündür. Kahvaltı etmek, açlıktan kaynaklanan yorgunluk, uykulu olmak, baş ağrısı ya da huzursuzluk gibi sıkıntıları engeller.  Kahvaltı eden çocukların daha iyi öğrendikleri, sınavlardan daha iyi not aldıkları, daha sağlıklı beslenip vücut ağırlıklarının daha dengeli olduğu gibi araştırma sonuçları vardır. Kahvaltı dışında çocuğunuz gün içinde, özellikle ders aralarında enerjisini ve dikkatini yüksek tutmak için ara öğünlere ihtiyaç duyacaktır.  Etkin bir öğrenme ve aktif bir gün için ara öğünler çok değerlidir. Ara öğünlerde süt içmek ya da meyve yemek gibi besleyici ama basit şeyler tercih edilebilir. Hatta ders aralarında çocukların çok sevdiği çikolata, gofret gibi küçük kaçamaklara da yer verilebilir. Bu tip besinler çocuğunuzun açlığını giderdiği gibi gün içinde enerjisini ve motivasyonunu yüksek tutmaya da katkı sağlayacaktır.

    Okula dönüş hem çocuklar hem ebeveynler için büyük bir geçiştir. Her konuda olduğu gibi okula dönüşte de ebeveyn ve çocuk arasındaki güçlü iletişim ve anlayış, sürecin keyifli şekilde yaşanmasına yardımcı olur. Tüm çocuklara ve ebeveynlere sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir okul yılı dileriz. 

    Sinem Olcay Kademoğlu
    Uzman Psikolog (Aile ve Çocuk Gelişimi)

  • Sonbahara Hazırlıklı Girin

    Bu mevsim kendine has sebze ve meyveleri ile hazırlayacağınız "gripsavar reçeteler" ile bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirebilir, sonbaharın tadını çıkarabilirsiniz.

    Bahar temizliği denince akla hep ilkbahar ve evler geliyor. Oysa sonbaharda yapılan bahar temizliği sağlığımız için önem taşıyor. İşte bu nedenle mutlu ve yoğun geçen bir yazın ardından sonbaharı, toparlanma mevsimi olarak görmekte fayda var. Eylül ayı ile sonbaharın kapısını araladığımız bugünlerde Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü mezunu, Formeo BeslenmeEğitimi ve Diyet Danışma Merkezi kurucularından Diyetisyen Elvan Odabaşı Kanar ile bu mevsime hazırlıklı girmenin yollarını konuştuk. Nestlé Benimle okurları için çok özel "gripsavar reçeteler" hazırlayan Diyetisyen Elvan Odabaşı Kanar, sorularımızı büyük içtenlikle yanıtladı.

    Sonbahara girerken beslenme düzenimizde yazdan farklı olarak dikkat etmemiz gereken noktalar var mı?

    Elbette sonbahara girerken dikkat etmemiz gereken noktalar var. Öncelikle rengarenk beslenmemiz gerekiyor. Yani meyve ve sebze tabakları renkli olsun. Günlük 400-600 g civarında mevsim sebzesi, 300-400 g civarında mevsim meyvesi tüketmeye özen gösterin. Bunun yanı sıra, güçlü bağışıklık sistemi için en değerli besinin uyku olduğunu hatırlamalıyız. Saat 23.00-07.00 saatleri arasında ortalama 8 saat civarında uyumaya özen gösterilmeli. Su içmeyi unutmamak gerekiyor. Suyun, vücudun temizlik sıvısı olduğunu unutmamalıyız. Kadınların günde 1,5-2 litre, erkeklerin de 2-2,5 litre civarında su tüketmesini öneriyorum. Ayrıca, sindirim sisteminin düzenine de dikkat edilmeli. Unutmayalım, bütün hastalıklar bağırsaklarda başlar. Bağırsak floranız ne kadar iyi olursa, bağışıklığınız da o kadar kuvvetli olur. Bunu sağlamak için mutlaka mevsim geçişlerinde özellikle sonbahar mevsimine geçerken probiyotik (yeterli miktarda alındığında sağlığı olumlu yönde etkileyen mikroorganizmalar) takviye kullanılması işe yarar. Ayrıca yoğurdun bağırsak floramızdaki olumluetkisi tartışılmaz. Günde 2 su bardağı yağı azaltılmış yoğurt tüketmeye özen gösterin.

    Mevsim geçişlerinde egzersizin önemi nedir?
    Açık havada yapılan yürüyüşler vücudun mevsim geçişlerine daha çabuk adapte olmasını sağlar. Bu nedenle soğuk sıcak, yağmur çamur demeden günde 1 saat açık havada yürüyüş ile mevsimi hem ruhunuzda hem de bedeninizde hissedebilirsiniz.

    Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için nelere dikkat etmeliyiz? Özellikle hangi besin türlerini sofralarımızdan eksik etmemeliyiz?

    Öncelikle bağışıklık sisteminizin durumunu B12, çinko, demir ve D vitamini depolarınızı kontrol ettirerek öğrenebilirsiniz. Eğer eksikleriniz varsa, uzmanınızın önerisi ile bunları takviye edebilirsiniz. Günlük 600 gram mevsim sebzesini buharda pişmiş veya çiğ olarak tüketmeye özen gösterin. Haftada 2 gün balık tüketin. Ancak balığı kesinlikle kızartmayın. Izgara veya buğulama yöntemiyle pişirin.Ayrıca haftada 3 gün 120-150 g. civarında kırmızı et tüketin. Kırmızı etten gelen demirin vücuttaki etkilerini yanında limon soslu salata ve bulgur pilavı tüketerek artırabilirsiniz.

    Ne tür yağlar tüketmeliyiz?

    Şunu unutmamalıyız, vücudumuzun güçlü bir bağışıklık için iyi yağlara ihtiyacı var. Zeytinyağı, balık yağı, badem, fındık, ceviz gibi kuruyemişlerden elde ettiğimiz yağlar, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu sağlıklı besinlerdir. Bunların yanı sıra tam tahıllı ürünlerin bağışıklık üzerindeki etkisi tartışılmaz. Buğday, çavdar ve yulaf ile hazırlanmış ekmekler, kahvaltılık tam tahıllı gevrekler ve yemek çeşitleri,vücudumuzun yaşadığı fizyolojik stresi azaltır ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

    Gripsavar reçeteler

    Sonbahar, nezle ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının da görülme sıklığının arttığı bir mevsim. Kendimizi korumak için yiyeceklerden oluşan bir "gripsavar reçete" önerisindebulunmanızı istesek, nasıl bir reçete hazırlardınız?

    Önce sulardan başlayalım... Günlük içeceğiniz 1 litre suya, bir gece önceden 100 gram elma, 1 adet limon, taze nane yaprakları ve taze zencefil ile ekleyip dolapta bekletin. Bu içeceği ertesi günün ilk yarısında tüketmeye özen gösterin. Ayrıca domates, maydanoz, soğan, taze nane ve limon ilehazırlayacağınız içeceği yine günün ilk yarısında tüketerek gün içerinde birçok gribal enfeksiyona karşı kendinizi koruyabilirsiniz.

    Salataları nasıl çeşitlendirebiliriz?

    Farklı besinler kullanabilirsiniz. Örneğin, 200 gram ıspanak, 100 gram nar, 70 gram lor peyniri ve 100 gram kırmızı soğanı karıştırın. Bir tatlı kaşığı zeytinyağı ve limon hazırlayın. Bu salatayı haftada 2-3 kez tüketebilirsiniz.

    Çorba öneriniz var mı?

    Bu mevsim, sağlığımızı korumak için çorbalardan da faydalanabiliriz elbette. Bunun için sebze suyuna tavuk çorbası tarifi verebilirim. 

    Malzemeler; 300 gram mevsim sebzesi (kereviz, pırasa, lahana, ıspanak, havuç gibi), 50 gram tavuk göğsü, 20 gram yeşil mercimek, bir tatlı kaşığı zeytin yağı, su ve bir çay kaşığı zencefil. Çorba için önce mercimek ve tavuk göğsünü, birlikte haşlayın. Doğradığınız sebzeleri üzerine ekleyin. Daha sonra zeytinyağı ve zencefili ilave edin. Piştikten sonra hepsini blendırdan geçirin. Servis yaparken limon suyu ekleyebileceğiniz gibi eğer gribal bir durum varsa, çorba karışımına limon kabuğu da rendeleyebilirsiniz. Bu karışım tam anlamıyla gripsavar etkiye sahip.

    Çocukların beslenmesi de bu dönemde önem taşıyor. Okulların başlamasıyla çocukların daha sık hastalandığını görüyoruz. Onların daha sağlıklı olması için anne babalara ne gibi önerilerdebulunursunuz?

    Hasta olmayan, okul performansı yüksek bir çocuk için kahvaltı şart. Tam tahıllı kahvaltılık gevrekler ile pratik ve doyurucu kahvaltılar planlayabilirsiniz. Böyle bir kahvaltıya 100 gram taze mevsim meyvesi ve 2 bütün ceviz eklemeye özen gösterin. Çocukların haftada en az üç kez yumurta yemesi gerekiyor. Haşlanmış bir yumurta ile çocuğunuzun hem büyümesine, hem okul performansına hem de bağışıklığına destek olabilirsiniz. Yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da balık tüketiminin yeri ayrı. Haftada 2 gün 200 gram civarında balık, çocuklarımızın zihinsel performanslarını artırmak için çok önemli. Eğer balık yemiyorsa mutlaka balık yağı takviyesi kullanın.

    Çocuklar, gündüz okulda oluyor...

    O zaman, öğle yemeği mönülerini ve mönüde yer alan besinlerden ne kadar tükettiğini öğrenmeye çalışın. Böylelikle daha dengeli bir akşam yemeği hazırlayabilirsiniz. Çocuğunuz alması gereken tüm besin gruplarından tüketmiş olur. Ayrıca onu çocukluk çağında karşımıza çıkan obezite problemine karşı da korumuş olursunuz. Bunlara ek olarak günde 2 bardak süt/2 bardak yoğurt veya ayran tüketilmesine özen gösterilmeli.

    Sebzeyi sevmeyen çocuklar için ne gibi önerilerde bulunursunuz?
    Bu önemli bir konu çünkü çocukların sebze tüketmesi bağışıklık sistemi için gerekli. Proteinsizbir beslenme tarzı çocuğun büyümesini yavaşlatıyor. Sebze yönünden eksik beslenme de çocuğun sağlıksız bir vücuda sahip olmasına yol açıyor. Çocuğunuzun günlük 400-600 gram sebzeyi protein ile birlikte, makarna, bulgur gibi tahılların içerisinde veya salata şeklinde tüketmesine özen gösterin. Abur cubur ile beslenmelerini önlemek için sağlıklı alternatifler hazırlayın. Ayrıca çocuğunuzun günlüksıvı ihtiyacını meyve suları ve gazlı içeceklerden karşılamadığına emin olun. Günde 1,5 -2 lt civarında su tüketmesini sağlayın.

    Uyku için, en değerli besin demiştiniz. Çocuklar için uyku daha da önemli hale geliyor, değil mi?
    Evet, çocuklarımızın en değerli besini uyku. Uyku konusunda lütfen hassas davranın. Büyüme,gelişme çağında olan her çocuğun 22.00-06.00 arasında uykuda olması gerekiyor.

    SPOT

    "Yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da balık tüketiminin yeri ayrı. Haftada 2 gün 200 gram civarında balık, çocuklarımızın zihinsel performanslarını artırmak için çok önemli. Eğer balıkyemiyorsa mutlaka balık yağı takviyesi kullanın."

    Çocukların seveceği kek: Yeşil dev keki

    Diyetisyen Elvan Odabaşı Kanar, özellikle çocukların sevdiği lezzetli ve sağlıklı bir kek tarifi verdi...

    MALZEMELER:
    • 3 adet yumurta 
    • 200 mililitre light süt 
    • 300 gram ıspanak 
    • 1/2 çay bardağı zeytinyağı
    • 1 çay bardağı pekmez 
    • 1/2 çay bardağı buğday ruşeymi
    • 2-2,5 su bardağı tam buğday unu
    • 1 paket vanilya 
    • 1 paket kabartma tozu

    YAPILIŞI:
    Süt, ıspanak ve zeytinyağını blendırdan geçirin. Yumurta ve pekmez ile karıştırın. Sırasıyla rüşeym, kabartma tozu ve vanilyayı ilave edin. En son tam buğday ununu ekleyin. 180 derece önceden ısıtılmış fırında 35-40 dk pişirin.

    Bağışıklık sistemi için en değerli besinler

    Hastalıklara karşı daha güçlü bağışıklık sistemi için soframızdan eksik etmememiz gereken besinlerhakkında da önerilerde bulunan Diyetisyen Elvan Odabaşı Kanar, bu yiyecekleri şöyle sıraladı:

    Renkli mevsim meyveleri ve sebzeleri: Havuç, kırmızı taze biber, yeşil yapraklı sebzeler, C ve A vitamini yönünden zengindir. Günlük 3-4 porsiyon meyve, 4 ve daha fazla porsiyon sebze tüketin.

    Yulaf: Yulafın içerisinde bulunan B-glukan diyet lifinin, hastalıklara karşı direnci artırarak bağışıklık sistemini güçlendirdiği kanıtlanmış bilgiler arasında yer alıyor.

    Kabuklu yemişler: Magnezyum, çinko, omega-3 ve E vitamini içeren bu kaynaklar, bağışıklık sistemimizin güçlenmesinde önemli yere sahip.

    Balık:
    Omega-3 içeriği sayesinde beden için iyi bir hastalıksavardır.

    Kırmızı et:
    Kırmızı et ve sakatatlarda Koenzim Q10 bulunur. Vücudumuzda doğal olarak bulunan Koenzim Q10'un seviyesinde 25 yaşından sonra azalma başlar. Bu durum da hastalıklara karşı vücudun bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve yoğun yorgunluk hissedilmesine neden olur.

    Soya sütü ve tofu: Bağışıklık sistemi ve sinir sistemini koruyucu etkilere sahiptir.

    Dyt. Elvan Odabaşı KANAR
    Sağlık ve beslenme alanındaki çok sayıda kongre ve seminere katılan Elvan Odabaşı Kanar, aynı zamanda Türkiye Diyetisyenler Derneği ve BESVAK (Beslenme Eğitimi ve Araştırma Vakfı) yönetimkurullarında görev yapıyor.